27 Mart 2013 Çarşamba

Batıl çark Başbakanı da öğüttü…


Allah ve Resulünün hükümlerini değil de akil insanlar olarak nefis düşkünlerini sözde çözüm sürecine dâhil eden Başbakan Erdoğan, laik anlayışı gereği Allah’ı devletten koparmasının bedelini mutlaka ödeyecektir.

Etkin Akıl yahut akil olarak ayetlerle öğüt veren Allah’ı ateistler benzeri sanki aklı yokmuşçasına tavır takınması, ateizm kuramlarından farksızdır.

Ateizm şöyle iddia eder:

Peki, akıl ve zekâ sahibi oldukları iddia edilen bu metafizik varlıklar, "beyin" denen fiziksel organa ya da bu organın yerine geçecek başka biyolojik yapılanmalara sahip midirler? Özellikle "sonsuz derecede zeki" olduğu vurgulanan Tanrı, bırakalım sonsuzu bir tane bile beyin hücresine sahip midir? Einstein benden zekidir. Sonuç olarak benden daha fazla sayıda beyin hücresine sahiptir. Onun beyin organı, kendisinden daha az zeki olanlarınkinden "fiziksel olarak" farklı, büyük bir yapıdadır. "Akıl" denen soyut tanım, eninde sonunda "hücre" denen somut maddelere bağımlıdır. Beyin hücresi az olan insan, çok olandan daha az akıllıysa, varlığında ısrar edilen Tanrı, dünyadaki en küçük beyinli ve en akılsız insandan, sonsuz derecede daha aptal bir varlık olmaya zorunludur.

Acaba bu düşünceden dolayı mı Allah’ın akli olarak yeterli olmadığı yahut laiklik gereği mi Allah’ın siyasette bulunamayacağı kararıyla ayetler hiçe sayılabilmektedir?

İşte maalesef Başbakan Erdoğan’ın İslam’ı kabul etmiş bir mümin olarak laiklik vurgusu, ya laikliği ya da İslam’ı bilmediğini veya iktidarsal çıkarı adına hem laikliği hem de İslam’ı eğip bükerek nefsince karar kıldığı dolambaçlı bir yolu izlediğini kanıtlamaktadır. Birbirine iki zıt ve düşman düşünceyi bir arada yaşatma çabası sürdürülmeye çalışılsa da, ateş ile barut misali infilakı durdurulamaz veya ortaya çıkan paradoksu örtbas edemez.

Ne iktidarı müddetince ne de dış siyasette geliştirdiği politikalar İslami olmadığı gibi laikte değildir. Tamamen harmanlaştırılmış bir ucube anlayışla geçiştirilmeye çalışılan günün, istikbalde neler getireceğini her ne kadar Allah bildirmiş ise de nefis, uyarıları dikkate aldırmayarak anlık kazançlara odaklandırmak suretiyle makyajı kurtuluş zannettirmektedir.

Her neyse! Nefsi galebe çalanlar, Allah’ın uyarıları dinlenmiyor da ben kimim ki dikkate alsınlar? Zaten Başbakan Erdoğan, “Benden başkasını dinlemeyin ve güvenmeyin” demiyor mu?   

Bu sebeple “akil insanlar” denen PKK yandaşları, PKK’lıların sınır ötesine değil de devlet kademelerine yerleşmelerine gözlemcilik yapacak, yabancı teröristler dışındakilerin tamamı şehir merkezlerine konumlandırılarak, atakürt apo’nun barış planı uygulanacaktır. Zamanında CHP’de aynı politikalarla teröristleri mevki ve makam sahibi yapmamış mıydı?

Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azabın geleceği şahsın ve yalancının kim olduğunu yakında öğreneceksiniz! Bekleyin! Ben de sizinle beraber beklemekteyim." Hud 93    

Hiç yorum yok: