24 Eylül 2012 Pazartesi

Milleti acımadan tepelemeye kalkışanlara…


Fıtratları ve emelleri çerçevesinde merhamet gösterenler; insan değil hayvanlardan da daha aşağı sapıklardır.

En vahşi hayvanların dahi evcilleştirilip zararsız hale gelmeleri karşısında Balyoz, Ergenekon, PKK ve KCK gibi insan görünümündeki canavarların asla iflah olmayacakları, şeytana yüklenen kadersel misyonun değişmez ve değiştirilemez hükmündendir. Dolayısıyla insan sanılarak duyulan zerre bir acıma, insaniyeti yok edecek bir felakettir!

İdeolojik barbarların adaleti ayakta tutma yerine kendi ırk, düşünce ve inançlarında olmayanlara duydukları kin, şeytanla özdeşleşmiş olmalarındadır. Oysa bir topluma duyulan kin, insan olan üstün bir mahlûku, adil davranmamaya itmemelidir. Eğer nefsi, adil davranmasına mani oluyor ise, onun insan olmadığı da tescillenmektedir. İman etmeyenlerin adaletle şahitlik edebilmeleri mümkün müdür?
  
“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkiyle bilmektedir.” Maide 8

Düşünün ki, Balyoz denen terör örgütü; “Acıma yok tepeleme var” gaddarlığıyla Müslüman milleti katledebilme adına ülke sathında hunharca kan dökerek işgale hazırlandıkları ifadeleriyle apaçık ortadayken; fiiliyatlarını gerçekleştirememiş olmaları, cezadan muaf tutulabilmelerine gerekçe olabilir mi? Şayet merhamet edici yaratıcı Allah, amaçlarını engellememiş olsaydı; bugün nüfusumuzun yüzde kaçı yaşıyor ve ülke ne durumda olacaktı?
      
Ki, emellerinden asla vazgeçmedikleri ve salıverilmeleri durumunda bıraktıkları yerden devam edeceklerini zincirlendikleri kafeslerinden dahi haykırmadılar mı?

Böylesi vahşi canavarların serbest bırakılmaları adına debelenerek mahkeme kararını eleştiren, sözde delillerin olmadığı ya da mahkemece üretildiğini öne süren ve cezaların abartılı olduğunu iddia edenler, akıl ve vicdan sahibi insanlar olabilir mi?

Oysa sadece “Acıma yok tepeleme var” isyan başlığı bile idamlarına yeterli bir kanıttır…

Acaba “Acıma yok tepeleme var” delilini mahkeme mi üretti? Canavarsı onca ses kaydını ve isyansı harekât planlarını mahkeme mi uydurdu? Yargıladığı yüzlerce haine senaryosunda yer verip sonra mahkûm mu etti?

Karara nefretle muhalefet edenlerin kimileri güya millet adına siyaset yapan politikacı, kimileri gazeteci, kimileri hukukçu, kimileri de iğfal edilmiş sefiller; Müslüman millete olan düşmanlıklarını şeytanı gıpta ettirici bir saldırganlıkla öyle itiraf ediyorlar ki, ülkenin bekası ve insanlığın istikbali için hoş görülmeyip infaz edilmeleri kaçınılmaz hale geliyor.

Milleti katledememe hırslarından ulumaları bir gürültü oluştursa da, sonunda tıpkı kuduz hayvanlar misali telef edilmekten sakınamayacaklardır.

Eğer mahkeme; hukuka, adalete, vicdana, millete ve insanlığa ihanet edici karar alıp canavarları sokağa salsaydı, onlar nezdinde adil ve hukuki bir karar vermiş olacak, dolayısıyla ne savcılardan ne hâkimlerden ne de mahkemeden şikâyette bulunacaklardı.

Bugüne kadar savcı da hâkim de iktidar da olmaya alıştıklarından, milletin egemen olduğu yargıya tahammül edememekte,  ideolojilerinin dışındaki bir iktidara sabır gösterememekte; böylece Müslüman milleti katletmeyi düşünen Balyoz Terör Örgütünün savcı ve hâkimliği dışında millet vicdan ve iradesinin var olmaması için yırtınmaktadırlar. Bu sebeple onlara göre söz konusu yargı ve milletin iktidarı gayrimeşrudur. Millet vicdanını temsil eden bir yargı ve hükümet meşru olabilir mi?
PKK dâhil ne kadar terör örgütü var ise, dolaylı ya da doğrudan CHP adına organize olup yakıp yıkmaktadırlar. Bundan dolayı CHP’nin Balyoz ve Ergenekon Terör Örgütlerini doğrudan sahiplenmesi anormal değildir. Sonuçta İslam ve barış aleyhtarı bir CHP’nin söz konusu terör örgütlerine karşı tavır alabilmesi mümkün müdür?

Peki, “ya Allah ya bismillah” diyen MHP’ye ne oluyor?
 
Azılı İslam düşmanı ve halkımızı acımadan tepeleyecek olan hainlerden Engin Alan adlı canavarı partisinden vekil seçtirerek ülkücü değerlere ihanet eden Devlet Bahçeli, adil ve millet vicdanına uygun hüküm vermiş mahkeme kararını tıpkı PKKBDP misali eleştirerek; “Verilen kararın vicdanları kanattığını ve adaletsizliği tescil ettiği gün gibi meydandadır” açıklaması, gerçekte hangi safta yer aldığını kanıtlamaktadır. Dolayısıyla Devlet Bahçeli’nin Apo’dan hiçbir farkı olmayan kafatasçı bir ırkçı olup, PKKBDP ile aynı paralelde hareket ettiğini ortaya koymaktadır.

Ruhsuz bir beden nasıl ölü ise; İslamsız bir Türklük yahut İslamsız bir Kürtlükte ölüyü canlandırmak olur ki, MHP ile BDP’nin özde hiçbir farkları bulunmamaktadır.
  
PKK’nın Kürt adına yaptığı canilik ne ise, MHP’nin de Balyoz ve Ergenekon Terör Örgütleriyle Türklük adına yapmak istediği canilik odur.  Devlet Bahçeli’nin savunduğu dinsiz Türklüğü kabul edebilen ülkücü olabilir mi? Engin Alan adındaki İslam düşmanı bir teröristi sahiplenen MHP, Müslümanların itibar edebileceği bir parti olabilir mi? MHP’yi İslam karşıtlığına oturtan Devlet Bahçeli, yanında durmaya devam edeceği terörist hain Engin Alan’la aynı sonu paylaşacağı mutlaktır.

Tüm Müslüman millet olarak 10.Ağır Ceza Mahkemesinin saygıdeğer ve cesur üyelerine ne kadar şükranlarımızı sunsak da yeterli değildir. Din, vicdan ve insanlık düşmanı teröristleri babalık ve kocalık haklarından dahi men etmeleri, anlayabilenler için fevkalade önemli bir mesajdır. Bu yüzden “o” aşağılık teröristlerin eşleri ve çocukları, insanlık adına kocalarını boşamalı, evlatlarda babalarını reddetmelidirler. Yoksa iyilik; adaletsizlik, yakını himaye, yüzlerin doğu ve batıya çevrilmesi değildir.

Ayrıca bazı bakanların mahkeme kararına karşı çıkar tarzda, “Hukuk süreci daha bitmedi, Yargıtay süreci var” açıklamaları, ne kadar riyakâr, doğruyu savunmada korkak ve dürüst olmadıklarını açığa çıkarmıştır. Hele içlerinden biri, Müslüman millete açık bir düşman olduğunu, “bereket versin ki nihai bir karar değil” ifadesiyle ortaya koymuştur. Oysa eski Genelkurmay Başkanı Org. Özkök, onurlu bir duruş sergileyerek, ‘mahkûm olan teröristlere üzüldüğünü ve her ne kadar geçmişteki çalışma arkadaşları da olsa, yargının adil olmadığını söyleyemeyeceğini, gerek deliller gerek tanıklar gerek ses kayıtları gerekse bilirkişi raporları doğrultusunda titizlikle çalışan savcı ve hâkimlerin görevlerini yaptığını’ belirtmesi, en yakınları aleyhine bile olsa adaletle şahitlik yapmasını engellememiştir.

Yanlışa sahip çıkan CHP ve MHP kadar doğruya ve adalete sahip çıkamayan Ak Partili bakanlar, neden köçekliğe ihtiyaç duymaktadırlar?

Yozlaşmanın bayraktarı olan politikacılar, devlet başına musallat olan at sinekleridirler...

“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar (rütbeli olsunlar) Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahidlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Nisa 135

Hiç yorum yok: