9 Eylül 2012 Pazar

Drakula’nın torunları…


Kendilerini Hz. Fatih Sultan Mehmed Han’ın torunları olduğunu söyleyerek insaniyetsizliklerini ve ihanetlerini gizlemeye çalışsalar da; hem tarih hem de günümüzdeki düşünce ve davranışları kimin torunları olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.

Sayın Başbakan Erdoğan’ın; din, vicdan, millet ve insanlık düşmanı CHP’nin genel başkanı Kılıçdaroğlu’na, “sen kimin torunusun” sorusu, milletin hakikati kavrayabilmesi adına fevkalade önemli bir vurgu olup, Osmanlı’nın yanı sıra Atatürk ve Türk milleti düşmanı isyancı bir eşkıya torunu olmasına CHP’nin rıza göstermesi, CHP’nin ezelden beri acımasız haçlı evlâtları olduğu gerçeğini de kanıtlamaktadır.

Drakula kimdir?

15. yüzyılın ünlü şeytanı, namı değer Drakula’sı Kazıklı Voyvoda, Romanya hükümdarıydı. Romanya’nın bağımsızlığı için savaşmış milli bir kahraman olarak hâlâ saygıyla anılması, ırki milliyetçiliğin insanlık dışı duygularının sönmediğini ispatlamaktadır. Kazıklı Voyvoda, canavarlıklarıyla tarihe geçen, portresi bugün Innsbruck yakınlarında Ambras Müzesindeki “Canavarlar Galerisinde” sergilenen, sinemanın vazgeçilmez karakteri ve vampir öykülerinin de esin kaynağı Dracula’sıdır. Kendisi gelmiş geçmiş en acımasız Müslüman Türk düşmanıydı. Tıpkı CHP gibi! Dolayısıyla CHP’nin de bir gün canavarlar, galerisinde yer alacağı kuvvetle muhtemeldir.

Asıl adı Vlad Tepeş olan Kazıklı Voyvoda’nın en sevdiği eğlencesi kazık işkencesiydi. Yemek yerken kazıklara oturtulmuş insanların çığlıklar içinde can çekişmesini seyrederdi. Hayvanları dahi kazığa oturtur, öldürttüğü annelerin kızartılmış etlerini çocuklarına zorla yedirirdi. Bazen de annelerin memelerini kestirip yerine çocuklarının başlarını dikerdi. İnsanları doğrayarak çömlek içinde pişirirdi.

Kendisi ayrıca Katolik bir Hıristiyan’dı. Onun binlerce insanı nasıl öldürttüğünü Papanın elçisi Modrusa şöyle anlatır. “Bazılarını, arabaların tekerlekleri altında kemikleri kırılıncaya kadar işkence yaptı, bazılarının bağırsaklarına varıncaya kadar derilerini yüzdü, bazılarını kazıklara geçirdi ya da akkor halindeki kömürlerin üzerine yatırdı. Bazılarının ise başlarını, göbeklerini deldi, kazıklara oturtarak kazığın ağızlarından çıkmasını sağladı. Annelerin göğüslerine kazıklar saplayıp, bebeklerini bu kazıkların üstüne attı.”

Kazıklı Voyvodanın en büyük düşmanı Türklerdi. Tıpkı PKKBDP gibi!

Kazıklara vurulmuş ve işkencelerle can vermekte olan Türklerden oluşan bir dairenin etrafında saray halkıyla yemek yemekten haz duyardı. Eline Türk esir geçtiğinde el ve ayak derilerini yüzdürür ve meydana çıkan kırmızı etlerini tuzla ovuşturduktan sonra, elem ve azabın daha da artması için keçilere yalatırdı.

Ona gönderilen Osmanlı elçileri başları açık olarak kendilerini tanıtmak istemeyince, sarıklarını başlarına çivi ile çaktırırdı.  Bir gün Türk elçileri geldi. Voyvodanın huzuruna çıkınca onu kendi geleneklerine uygun şekilde baş eğerek selamladılar. Sarıklarını çıkarmamışlardı. Drakula sordu: “Büyük bir hükümdarın önündesiniz, neden böyle davranıyorsunuz?” Osmanlı elçileri dediler ki, “Bizim ülkemizde gelenek bu şekildedir.” Bunun üzerine Drakula, “Bende geleneğinizi pekiştireceğim” diyerek elçilerin sarıklarını başlarına çivilerle bir daha çıkarılmayacak şekilde çakılmasını emretti. Ardından da “şimdi gidin padişahınıza söyleyin, sizin geleneklerinize boyun eğmem” dedi. Tabi ki elçiler, şehid olduklarından mesajı Fatih’e ulaştıramamışlardı. CHP’de tarihi boyunca sarıklara savaş açıp Drakula kadar olmasa da her türlü baskı, şiddet ve idamları uygulamadı mı? Şapka kanunundan dolayı nice sarıklı âlimleri darağaçlarına göndermemiş miydi?

Drakula, kadınlara karşı çok acımasızdı. Gömleği çok kısa ve pantolonu dar bir köylünün karsını, kocasını böyle giydirdiği için kazığa geçirdi. Ardından da öldürdüğü kadının kocasını yeni bir kadınla evlendirip, yeni eşine de, eğer kocasına iyi bakmazsa eski karısının durumuna düşeceğini söyledi. Evli bir kadın, evlilik dışı bir ilişki kurarsa ya cinsel organını kestirir ya da cinsel organını yüzdürürdü.

Aynı cezalar bekâretini korumayan kızlara ve namuslarına sahip çıkmayan dullara da uygulanırdı. Kadınlara, küçük gördüğü suçları için verdiği en hafif ceza, meme uçlarından birisini kesmekti.

Bir gün, Drakula, ülkedeki tüm dilencileri saraylarından birinde ziyafete davet eder. Dilenciler bu işe şaşırır ve aynı zamanda hükümdarlarının cömertlikleriyle övünürler. Tabi Drakula, onları doyurduktan sonra sarayı ateşe vererek hepsini yakar.

Hiçbir itirazı kabul etmezdi. Yaptığı işlerin yasalara aykırı olduğunu söyleyen çeribaşını kazana koyarak kaynattı ve daha sonra etini bütün Çingenelere yedirdi. Hatta kazığa geçirme onda takıntı haline gelmişti. Rus elçisi (Fyodar Kuritsin) ve Erlau başpiskoposunun (Gabriele Rangone) 1476’da Papa 4.Sixtus’a yazdığı mektupta şunları ifade etmişti. “Drakula, Osmanlı ordusuna mağlup olunca sığındığı Macaristan kralı tarafından tutsak edildiği şatoda fare yakalamaktan ve pazardan kuş aldırmaktan kendini alıkoyamamış, fareleri ve kuşları kazığa geçirdiği, bazı kuşların kafalarını kopardığı, bazılarının ise tüylerini yolarak serbest bıraktığını” anlattılar.

Cihan sultanı Fatih Sultan Mehmet’in bizzat katıldığı 1462 yılındaki Eflak seferi, Kazıklı Voyvoda hükümdarlığının sonu oldu. Kazıklı Voyvoda ise Macaristan’a kaçtı. Drakula, Macaristan’da 12 yıl süren tutsaklık dönemi geçirdi. 1457 yılının Ocak ayında kardeşi Radu’nun ölümü, Eflak kapılarını ona bir kez daha açtı ve 1476 yılında tahtı geri aldı. Fakat bu hükümdarlığı da uzun sürmedi ve Fatih Sultan Mehmet emriyle kafası kestirilerek, İstanbul’a getirtildi.

Cesedi bulunamadığı için, tekrar dirilerek kendilerine zulmedeceğine inanan halk, onu vampirlikle özdeşleştirdi. Hatırlanılacağı üzere; Firavunun öldüğüne inanamayan İsrailoğulları da tıpkı Romanya Halkı misali kaygılanmışlardı. Allah da korkularını gidermek maksadıyla cesedini Nil’de yok etmeyip karaya çıkartmıştı. Aradan binlerce yıl geçmesine rağmen cesedini bozdurmayan Allah, bugün İngiliz müzesinde ibreti şayan olarak sergiletmektedir. Acaba CHP ve PKKBDP'liler idrak edebilirler mi?


Darkula, dar ve dekolte elbise giyenleri namuslarına sahip çıkmadıkları gerekçesiyle nasıl acımasızca cezalandırdı ise, CHP’de bedenlerini teşhir etmeyerek namahremleri azdırmama amacıyla örtünen insanları zamanın koşullarında cezalandırmıştır. Ve ne yazık ki aynı kin ve nefret günümüzde de sürmekte, yakın zamanda örtüyü sembolize eden kumaşların sokak ortasında CHP’lilerce vahşice parçalanması, Drakula anlayışının bitmediğine açık bir delildir.

CHP’liler, Drakula misali insani duygulardan kopuk öylesine acımasız ruhtadırlar ki, ben dâhil birçok kimsenin bilmediği “Boraltan Köprüsü” olayı, hiçbir yoruma gerek bırakmayacak bir vicdansızlık, ihanet ve zalimlikti.

Düşünebiliyor musunuz; insanlıktan zerre kadar nasiplenmeyip hayvandan daha aşağı canavarlaşmış CHP, Stalin’in katliamlarından kaçan Azerbaycanlı 146 aydın kardeşimizin “anayurt” olarak Türkiye’ye sığınmalarının arkasında insani bir onurla durmamış, vicdanı ve haysiyeti olan hiç kimsenin yapmayacağı ihaneti gerçekleştirerek, güvenerek ülkemize sığınan Müslüman Azerbaycanlı kardeşlerimizin yargısızca katledileceklerini bile bile Sosyalist Stalin’e yem yapmıştı.

Kurulduğundan beri İslam’a ve vahye iman etmiş Müslümanlara karşı amansız düşman olan CHP, idolü olan Drakula Stalin’e Müslüman Azerbaycanlı kardeşlerimizi teslim ederek, sınır ötesinde kurşuna dizdirmelerini keyifle izleyebilmiştir.

Unutulmamalıdır ki atalarına ve geçmişine ihanet ederek yapılaşmış CHP, temeli olmadığından ne merhamet ne vicdan ne erdemlik ne de sadakat taşımaktadır.   

Dolayısıyla İsmet İnonü’nün Drakula Vlad Tepeş’ten hiçbir farkı olmayıp, koşullar el verseydi; ondan daha zalim işkenceler uygulamaktan kaçınmazdı.

Günümüzdeki CHP, Drakula ve İnönü’nün torunları olmalarından geçmişteki hain ve gaddar duygular taşımakta, dolayısıyla o gün Türkiye’ye sığınan Azerbaycanlılar gibi bugünde Suriyeli sığınmacılardan rahatsızlık duyarak katil Stalin’e teslim etmeleri gibi katil Esed’e teslim edilmeleri için çırpınmaktadırlar. Eğer CHP iktidarda olmuş olsaydı, insaniyet adına ülkemize sığınan 80.000 mülteciyi sınır ötesinde kurşuna dizdirmeyi zafer sayacaklardı.  

Her şey bu kadar aleniyken, nasıl olurda CHP iktidarının insanlığa yarar sağlayabileceği ve millete fayda getirebileceği düşünülür? Bu durumda vicdanı ve muhakemesi olan bir insan, CHP’ye güvenebilir yahut destekleyebilir mi? 
     
Azerbaycanlı ırkdaş ve dindaş kardeşlerini alçakça katlettiren CHP’nin olası bir iktidarında neler yaşanabileceği aşikârdır.

Ancak vicdanları olmayan veya zayıf olanlar, gaddarlığı lütuf gören şeytan dostlarıdırlar. Dolayısıyla CHP’nin bacasından ihanet, zalimlik ve kan tütmektedir… 

CHP’ye her kim inanıp kulluk ediyor ise; o, insanlıktan çıkmış vahşi bir Drakuladır…

“Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için büyük bir azap vardır.” Bakara 7

Hiç yorum yok: