20 Mart 2012 Salı

CHP, Çanakkale gazilerini katletmişti…

Topraklarımızı dört bir yandan saran Haçlı Ordularına unutamayacakları yenilgileri tattıran kadınlı-erkekli Müslüman halkımızın zaferlerini kursaklarında bırakan CHP, milletin egemen olacağı yeni bir devlet kurma bahanesiyle Batılı devrimlere girişmiş, düşmanların öldüremediği kahraman ecdadımızı, seküler devrimlere muhalefet etmelerinden dolayı vahşice katletmişti.

CHP’yi kuran Atatürk; “Kanla yapılan devrimler daha muhkem olur” ilkesiyle cehennemsi savaşlardan çıkmış perişan halk öyle kan kusmuştu ki, bugün dahi hiçbir hükmü olmayan şapkaya karşı çıkan âlimler idam edilmiş, hatta sağlığındayken idam edilemeyen bir âlim, mezarından çıkartılarak asılmıştı.

İngilizlerin; “Kanlı muharebeler, Türk ordusunun çiçeğini bitirmiştir” dediği savaşları tüm yokluk ve zorluklara rağmen Allah’a sığınarak galebeye çeviren milletimiz, ne acıdır ki CHP zulmü karşısında yutulabilmişlerdir.

Bu millet ne için savaşıp canlarını vermişlerdi?

Dinsiz bir toprak parçası için mi; dinini yok edip batılı egemen kılmak için mi; haçlı devrimleri için mi; ezanın kaldırılması için mi; camilerin yıkılması ve ahıra çevrilmesi için mi; Allah, Muhammed ve İslam’ın yasaklanması için mi; namuslarının ortadan kaldırılması için mi; adına savaştıkları izzetli devletlerinin yıkılması için mi; tesettürlerinin yasaklanması için mi; dinsiz bir devlet kurmak için mi; halifeliğin kaldırılması için mi; padişahlarının sürülmesi için mi; ayetlerin ve sünnetlerin yasadışı ilan edilmesi için mi; zina, içki ve fuhşun serbest bırakılması için mi; Allah’a değil insanlara kulluk etmeleri için mi; Kur’an’ın cezalandırılması için mi; dil ve kültürlerinin değişmesi için mi; haçlı medeniyetine köle olmak için mi; bağımsızlıklarını boyunduruk altına sokmak için mi; İslam’dan ateizme dönmek için mi; yüce dinlerine ve peygamberlerine hakaret ettirmek için mi; namaz, oruç ve örtünmelerinden dolayı gericilikle yaftalanarak baskı ve zulüm görmek için mi; şapka takmadıklarından öldürülmek için mi; âlimlerin hunharca idam edilmeleri için mi; Kur’an yerine sekülerizmin hükmetmesi için mi; evet! Ne için milyonlar can vermişti?

Eli silah tutan 15 yaşındaki çiçek tomurcukları olan gençlerimiz dahi cephelere koşarak dinleri uğruna “Allah Allah” nidalarıyla şehid düşebilmek için öyle heyecanlı ve azimliydiler ki, köylerde ve kasabalarda erkek kalmamıştı.

Din ve namuslarını haçlılara teslim etmemek adına cephelerde aç çatışıyor, sabahları bazen üzüm hoşafı, bazen yağlı buğday, bazen de yarım ekmek yiyerek, öğlen ve akşam tek bir lokma bulamadıkları cennetsi mücadelenin ağır ve fedakâr yükünü sevinçle üstleniyor ve tebessümle şehid oluyorlardı.

Ne için?

Dinsiz bir vatan ruhsuz bir beden misali ölüdür. Dolayısıyla ruhsuz bir vatan için hiç kimse böylesi meşakkatli bir fedakârlıkta bulunmaz. Dinsiz bir toprak, uğruna can verilecek bir vatan olabilir mi?

Müslüman Türklerin amansız düşmanı İngilizler, Araplara fitne sokarak arkamızdan hançerlettirip, Ortadoğu’daki hâkimiyetimize son vermeleri akabinde ülkemize saldırarak binlerce insanını yitirip yenilmeleri, takdir edilir ki Türk’e karşı olan kin ve nefretlerini daha da perçinleştirmiştir. Ama savaş sonrası Osmanlı’nın yıkılıp dayattıkları devrimlerin gerçekleşmesiyle Atatürk’ü en önemli nişanları olan “Dizbağı nişanı” ile ödüllendirmeleri ve ödüle karşı Atatürk’ün; “İngilizler beni sever” yanıtı, ne anlama geliyor?

Öyle ki, binlerce askerini öldüren, gemilerini batıran, dünyadaki itibarını ayaklar altına aldıran, ezeli bir mağlubiyet yaşatan, halkını babasız, kocasız ve oğulsuz bırakan düşman bir ordu komutanına verdikleri ödülün amacı neydi?

Yoksa Osmanlıyı yerle bir edip hilafeti kaldırması ve baş edemedikleri yenilmez düşmanlarını silip süpürmesinden mi? Ya da İslam’ın egemenliğini ortadan kaldıran seküler devrimlerinden dolayı mı? Yoksa savaş meydanlarında şehid edemedikleri gazileri katlederek intikamlarını almış olmasından mı?

Çanakkale harbinde gün geçtikçe daha da artan kayıplar, nüfusun tükenmekte olduğu korkusunu doğurmuş ve savaşan askerler, nüfusu çoğaltmak üzere memleketlerine gönderilmişlerdi. Öyle ki, Sultan V. Mehmed Reşad, Askeri Mükellefiyet Kanununda değişiklik yaparak, lise talebelerini dahi cepheye çağırmak zorunda kalmıştı. Padişahın çağrısına hayatlarının henüz başındaki yeni yetmeler ezanların susmaması, dinlerinin ışığı sönmemesi, ana ve kardeşleri tecavüze uğramaması ve vatanlarının İslamsız kalmaması için kendilerinden beklenen yüce vazifeyi ifa edebilmek için inanç ve azimle silâhaltına koşmuşlardı.

Sonunda vatan kurtuldu ama iktidardaki CHP, o şehidlerin değerlerini, yüce dinlerinin ışığını söndürüp ülkeyi karanlığa gömdü.

Yetmedi;

Gazi olarak memleketlerine dönen kahramanlarda devrim kanunları gerekçe gösterilerek katledildiler…

Sözde millet lehine monarşiyi yıkanların kurdukları Cumhuriyetin bir CHP Diktatörlüğü olduğu çok geçmeden anlaşıldı, itiraz edenlerin kelleleri uçurularak yayılan ölümcül korku tüm sathı kapladı.

Dini bağlılığı kaldıran CHP, Kürt kökenli kardeşlerimizin de isyanlarını tetikleyip birlik ve bütünlüğü bozdu, günümüz dek uzanan Kürt isyanlarını ve pkk belasını doğurdu. “Bizleri ve Türkleri bağlayan sadece din kalmıştı, Türk hükümeti dini de kaldırdı ve artık bizi bağlayan hiçbir şey kalmadı.” Şeyh Said

Azılı ve güçlü düşmanlarını kurumuş otlar misali dağıtan halkımız, maalesef gözü dönmüş CHP Diktatörlüğüne karşı aynı duruşu sergileyemeyerek teslim olmuşlardı. Çünkü çok çetin savaşlardan çıkan milletimiz ne olduğunu anlayamamış, dolayısıyla kendilerinden sandıkları hainlere topyekûn el kaldıramamıştı.

Gücünü ve inancını Allah’tan alan hiçbir mümin, vicdanından dolayı halkına karşı yaptığı devrimleri kanla yapamaz. Örneğin Başbakan Erdoğan, en azılı terörist pkk’lıları bile halkından sayarak, açılım adı altında uzlaşmaya kalkışmıyor mu? Hükümete karşı darbe girişiminde bulunan ve Müslüman Halkı acımadan tepelemek isteyen hainleri dahi yargıya teslim etmiyor mu?

Yani CHP gibi gücü elinde bulunduranın yakıp yıkması mı hukuki ve insanidir?

Düşünün ki; binlerce gazinin idam edilmelerine, en ağır şartlarda cezalandırılmalarına, Rize’nin bombalanmasına varıncaya kadar tüm illerde uygarlık adına kanla dayatılan şapka, MÖ. 3000 yıllarında eski Mısır ve Yunan’da kullanılmaya başlanmıştı. Eski Yunan’da şapkayı yoksullar giyerken, Eski Roma İmparatorluğu’nda zenginler giyerdi.

CHP, İslam’a o kadar tahammülsüzdü ki, devrimlerindeki ilk üç ve dördüncü sırayı alan “tesettür, sarık ve fes”’i öncelikle kaldırarak, sözde uygarlık olarak dayattığı şapkanın giyilmesini şart koşmuştu. Allah aşkına! MÖ.3000 yıllarda takılmaya başlanan şapka, nasıl uygarlıkla bağdaştırılabilir? Oya fes, Osmanlıda 1800’lü yıllarda kullanılıyordu. Asıl amaç, şapkanın siperi olması, secdeye varılmasını engellediğinden namazın önüne geçebilmek ve Osmanlıyı andıran tek bir simgenin dahi geriye bırakılmamasıydı. Ama saltanat sürdükleri saray, köşk ve yapılara dokunmamışlardı.

CHP, İslam düşmanlığını öyle manipüle etti ki; çağdaş olma, evrensel medeniyete katılma, kafaların içini hurafelerden (vahiyden) kurtarıp bilimsel düşünceye açma yolundaki çabalarla, sözde halkın kıyafetini değiştirmekle ruhsal yapısını da değiştireceğini varsayacak kadar sığdı.
Müslüman milletimiz Batı uygarlığıyla savaşıp canlarını vermişken; CHP, Batı uygarlığıyla bütünleşebilmek için şapkayı Türk milletini medeni kılacak yüksek bir vasıta ve amaç olarak görmüş, şapka için haçlının zulmetmediği bir gaddarlıkla kendi halkını kıymıştı.

Birçok ilde olduğu gibi Sivas’ta da duvarlara şapka aleyhine afiş ve bildiriler asılmıştı. Bunun üzerine şehrin bütün muhtarları ve imamları tutuklandı. Ahaliyi şapka aleyhinde kışkırttığı öne sürülen beyannameyi kaleme alan Mehmed Necati Efendi idam edildi. Diğer Müslümanları ise çeşitli cezalara çarptırarak haçlıları aratmayan zulümlerle karşılaşmışlardı. Nasıl olur da İstiklal Savaşlarında binlerce şehit vermiş Rize gibi önemli bir ili, sırf şapkaya muhalefetten dolayı Hamiye Kruvazörüyle bombalayabilmişlerdi?

Bugünde kalkmışlar muhalefetten, fikir tutsaklığından ve yargının adaletsizliğinden bahsedip hakaretlerde bulunabiliyorlar? Önce bir hiç uğruna döktükleri onbinlerce insan kanın hesabını vermelidirler…

Şapka için binleri kıyan CHP’liler; neden şapka takmıyorlar? 3x4eğitim sistemine karşı çıkmaları da, kullanmayıp binleri acımasızca kıymaları misali bir çağdaşlık mıdır? Milletin dinine savaş açan din düşmanlarına tepki duyan Sivas Olaylarını “insanlık suçu” değerlendirmesinde bulunan CHP, şapka kanununa muhalefet eden onbinleri idam etmelerine ve illeri bombalamalarına ne diyorlar?

Şapkaya muhalefet edenlerin katli meşru; Allah’a, Peygambere ve Kur’an’a saldıranlara karşı gösterilen tepki insanlık suçlu!

Türkiye geçmişiyle yüzleşip köklü bir yargılamaya gitmeden laneti kaldırabilmesi mümkün değildir…

CHP’nin giriştiği kıyımlardan dolayı I. Dünya savaşından sonra kendini toparlayamayan halkımız, II. Dünya Savaşına katılacak mecali de bulamamıştı. Tüm Avrupa ve dünya savaşırken ekonomik kalkınmayı yapacak hayati bir fırsatı dahi gerçekleştirmeyen CHP, milletin dini, kıyafeti, kültürü, örf ve adetleriyle çatışmaktan ve kendilerini zengin etmekten başka hiçbir hedefleri yoktu.

“Milyonlarca lira harice aktı gitti. Bundan da Yahudiler istifade ettiler. İtalya ve Fransa'da mevcut yeni ve eski şapkaları milyonla memlekete soktular. İki-üç frank kıymeti olan bu şapkalar, en aşağı 120 Franka satıldı. Bunların çoğu zımpara kâğıdı ile temizlenmiş şapkalardı."Dr. Rıza Nur

CHP Diktatörlüğü, Müslüman Türk’ün dünyadaki imajını cehenneme çeviren ve iktidarını deviren bir dönemdi.

CHP’nin gömüldüğü gün milletimizin kurtulacağı gün olacak ve o gün, adaletin yerini bulduğu ve lanetin sona erdiği tarih olarak her yıl yadedilecektir.

Hiç yorum yok: