21 Aralık 2014 Pazar

F. Gülen intihar edebilir!



Dünya, nefsi emellerine ulaşabilmek için çok çeşit maske takan nice binbir surata sahne olmuş ama Gülen gibisine pek rastlamamıştır. Taktığı her maskeyi hem ruhuna hem de bedenine öyle giydirmiş ki, cinsel şeytanı dahi gıpta ettirmiştir.

Öyle ki, taktığı her maskedeki kamuflaj mahareti, sahip olduğu en büyük ve önemli silahtır. Bulunduğu ortama, düşünce ve dine o kadar mükemmel uyum sağlamaktadır ki, hidayete erdirilmemiş olanlar üzerinde çok kuvvetli etki yapıp sağladığı imajın dışındaki maskelerini gizleyebilmektedir. Dolayısıyla Gülen, her düşünce ve inançta müthiş bir kamuflaj ustasıdır. 

Narsisizmin kendini beğenmiş bir türü olan Gülen, her ne kadar kendini Allah’a ve insanlığa adamış bir kul, hizmet eri ve mütevaziymiş gibi gösterse de, adeta nefes alıp yürüyen bir tanrıymış hissindedir. En büyük korkusu gücünü kaybetmesi,  etrafındaki herkesin kendine düşman olması ve yıkılacak kaygısı taşımasıdır. Gücünün bir sınırı yokmuş gibi öyle bir benliğe sahiptir ki, aleyhine zuhur edebilecek oluşumlara karşı düşmanlarını sindirebilecek hak ve insanlık dışı her türlü tedbiri alır, tehlike sezdiği an şantaj ve tehdit amaçlı kullanır. Kurduğu gücün emanet değil mutlak olduğu sanısıyla iradesini Mutlak İrade’nin üstünde tutarak egemenliğini korumaya çalışır.

Ne yaratıcı Allah’ın ne Resulün ne Kur’an’ın ne de başkalarının düşünce ve isteklerine asla ilgi göstermez; “en iyi ben bilirim ve benim yaptığım doğrudur” tanrısal hüviyetle kendine itaat edilmesini ister. Plan ve hedeflerine ulaşamayıp gereken ilgiyi göremeyen Gülen gibi narsistler, eriyerek çökmelerini beklemeden intihara kalkışırlar. Sıradan bir insan olmaya kesinlikle tahammülsüzdürler.

“Kur’an Müslümanlığı sapkınlıktır” diyebilecek kadar sapıklıkta haddi aşan Gülen, Allah’a dahi saygı göstermezken, başkalarının hakkına saygı duyabilmesi mümkün müdür?
Gülen’in kişiliği öyle bozuktur ki, gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendisini haklı görmekte ve ancak kendisinin kanaatiyle bir şeyin doğru ya da yanlış olabileceği düşüncesine sahiptir. Dolayısıyla en gözde ve tek olma isteği, “her şey sadece kendisi için vardır ve ne olursa olsun her şeyin, kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir” hissiyatı, Gülen’in kendini tanrı görmesine sebebiyet veren kalbi hastalığından doğmaktadır. 
   
Bu öylesine bir hastalıktır ki, kendini başkasının yerine asla koymaz, başkalarını anlamak yerine başkalarının kendisini anlamasını zorlar; çıkarı olduğu kimse yanlış ise de doğruluğuna fetva verir; başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyor ise kabulüdür, aksi halde hiçbir fikir ve hareketlere tahammül edemez. Ki, “Kur’an Müslümanlığı sapkınlıktır” düşüncesiyle Allah’ın ayetlerine bile tahammülü olmadığı aşikârdır.

Gülen gibi hastalıklılar, başkalarının zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında öfkelerine hâkim olamaz, saldırganlaşır ve öylesine acımasızlaşırlar ki, ölümden ziyade hiçbir şey kendilerini durduramaz. 

Allah’ın, cennette yaşamakla mükâfatlandırdığı ve ilim ile yücelttiği şeytanın evveli, akıbeti ve ahiri idrak edilemediğinden, Gülen’in şeytandan farksız durumu okunamamakta; dolayısıyla satanistlerin şeytanı rehber edinmeleri misali gülenistler de kayıtsız-şartsız Gülen’i rehber edinebilmektedirler.
Düşünün ki, yıllardır mallarını, makamlarını ve mesailerini Gülen’e adayarak sözü uğruna her türlü cani siperhane fedakârlıkta bulunmuş cemaat,  “Paralel yapı” gerekçesiyle değişik yaptırımlarla karşı karşıyalarken; Gülen, onlar için dahi kılını kıpırdatmayıp göğsünü siper etmemek suretiyle yargının karşısına çıkmaktan korkmaktadır. Oysa Gülen, ifade ettiği gibi suçsuz ve hakkaniyet içinde ise, yüzlerce insanı aileleriyle birlikte perişan edeceğine sığındığı ABD’den Türkiye’ye dönüp hesaplaşmaya gitmelidir. Ancak o, bir narsistir ve kul olarak gördüğü yığınlar için hiçbir ödünde bulunmaz.

Oysa cemaati için;“Gözü dönmüş dinsizlerin ve densizlerin tecavüzleri karşısında ölümü gülerek karşılayan Hz. Zekeriya gibi, Hz. Yahya gibi, Hz. Mesih gibi gülerek karşılayacaklar" diyen Fethullah Gülen, tanrı mı ki, cemaati gibi ölümü, yargılanmayı göze almaktan kaçınmaktadır? Kendisini Peygamberler üstü sanan Gülen, narsist kişiliğinden ötürü tanrı haletiruhiyesindedir.

Artık ziyanında son noktaya gelen Gülen, güvendiği haçlı-siyonist güçlerce de kurtulamayacak; ya doğrudan intihar edecek ya da kendini öldürterek hainliğini, münafıklığını ve küfrünü örtbas etme yolunu seçeceği kuvvetle muhtemeldir.

Allah, kendisini dolaylı olarak Rab edinmiş cemaatinin çoğunluğunu zillete mahkûm etmiş; hidayete ulaştırdıkları istisna tamamını mühürlemiş olmalı ki, ne olduğu apaçık ortadayken anlaşılmasına izin vermemektedir.

Unutma o günü ki- onları hep birden toplayacağız; sonra da, Allah'a ortak koşanlara: Nerede boş yere davasını güttüğünüz ortaklarınız? diyeceğiz. Sonra onların mazeretleri, "Rabbimiz Allah hakkı için biz ortak koşanlar olmadık!" demekten başka bir şey olmadı.” En’am 22-23

Hiç yorum yok: