1 Mart 2015 Pazar

Laik Türkiye’de iktidar Öcalan’dır…



Ne kimin ne söylediği, ne seçimlerin kimin kazandığı, ne meclis çoğunluğunu kim elde ettiği, ne hükümeti kimin kurduğu, ne resmiyette kim iktidar olduğunun pratikte zerre kadar değer taşımadığı bir ülkede müebbet hapse mahkûm olmuş bir iblisin ağzından çıkacak sözlere kilitlenmiş millet, ancak yaratıcıları Allah’a isyan etmiş olmanın lanetsi bedelini ödemektedirler.

Düş değil gerçek! Öcalan adındaki azılı cani ve kâfir, ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakan’ı, meclisi ve hükümetinden daha itibarlı ve sözü gündem belirleyip, bir açıklaması ya yüreklere su serpiyor ya da karartarak korku ve dehşet kaplıyor ise iktidar, milletin seçtiği devlet mi, yoksa o devletin mahpus kıldığı hükümlü müdür?

Böylece iktidar olabilmek için demokrasiye, özgürlüğe, seçme ve seçilme hakkı gibi bir hukukun meşruiyetine lüzum olmadığı, ömür boyu hapis cezasına çarptırılıp mahkûmiyetini çeken bir hükümlünün dahi duvarlar arkasından özgürce seçilmiş olanlardan daha etkin, caydırıcı, yönetici, yönlendirici ve dikta edeci olabildiğini yaşayan bir millet olmak, her topluma nasip olmayan bir zillet olsa gerek!

Bu öylesine aşağılatıcı bir horluk ve hakirlik ki, “sen misin sözlerime ve buyruklarıma kulaklarını tıkayan millet” buyuran yaratıcı Allah’ın apaçık bir lanetidir. Allah’ın sözlerinden dahi etkilenmeyen bir millet, hem de cezaevinde tutuklu ve lanetli bir iblisin tesiri altında ise, o milletin ziyanı tamamdır; artık bir çıkış yolu yoktur ki, böylesine alçaltılabilmiştir.

İmralı’daki mahkûm iblis; “PKK’ya silahları bırakmak için toplanın” çağrısı yapıyor, hükümetiyle muhalefetiyle ve milletiyle ülkede sevinç ve memnuniyet uyandırarak, sanki büyük bir zafer, hatta cennet kazanılmışçasına coşkuya sürükleniyor. Oysa silahlar bırakılmamış, af dilenmemiş, tevbe edilmemiş, kayıtsız-şartsız bir barışa yanaşılmamış, yanlışlar itiraf edilmemiş, meydan okumalar sonlanmamış.  
   
Peki, ne olmuş; PKK silahları bırakmak için toplanacakmış! Hesapsız ve pazarlıksız bir barış ise, Allah’ın da buyurduğu gibi; Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş hükmü doğrultusunda meşrudur ama Öcalan egemenliğinde bir barış ve silah bırakma ise, bu apaçık bir yenilgi ve teslimiyettir. İnsanlık adına kalıcı bir barış, hesapsız kurulan bir barıştır ki, herhangi bir şeyi dayatma mevzubahis olamaz. Ki, Türkiye meşru bir devlet, PKK ise gayrimeşru bir terör örgütüdür.

İblis Öcalan’ın çağrısı akabinde PKK/KCK/HDP tarafından yapılan açıklamalar, ancak mecliste görüşülen “İç Güvenlik Paketi”nin geri çekilmesiyle silahların bırakılma çağrısının geçerlilik kazanacağını ortaya koyması, devlet ve milletin nasıl bir şantajla karşı karşıya olduğunu kanıtlamıştır. Hâlbuki söz konusu paket, doğrudan Kürt kökenli vatandaşların lehine olup güvenliklerini teminat altına aldığı halde; kendilerini Kürt haklarının koruyucuları ve temsilcileri gören PKK/KCK/HDP’nin pakete karşı çıkmasındaki amaç, barış değil hedeflerine ulaşana dek önlerine çıkabilecek her türlü yasayı engellemek olduğu aşikârdır.

Peki, devletin başındaki hükümet, bu şeytani tezgâhın neresinde?

PKK/HDP’nin grup başkanvekili Pervin Buldan, “hükümet ile yaptıkları görüşmede gündeme getirdikleri iç güvenlik paketinde bazı değişikliklerin yapılacağını ve parti olarak itiraz ettikleri haliyle paket çıkmayacaktır” beyanatı, hükümetinde kurgulanan tiyatronun ta içinde olduğunu ortaya koymaktadır.  Pervin Buldan, iç güvenlik paketinin geri çekilmesi yanı sıra 10 maddede mutabakat sağlanırsa “belki yeni Türkiye’den bahsedebiliriz” açıklaması, Türkiye’nin Öcalan ve PKK boyunduruğu altında olduğunu ispatlamaktadır. 
  
Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun, egemen ya da söz sahibi kim olursa olsun; yeter ki kan akmasın, analar ağlamasın, gençler birbirlerini öldürmesin, ekonomik kayıplar olmasın düşüncesiyle silahlar susacak, teröristlerin inisiyatifi sürecek ve millet, azgınların insafına terk edilecekse, çözüm sürecini uzatarak şovu devam ettirmeye gerek yoktur. 

Bırakın geçsinler, bırakın hükmetsinler, bırakın taleplerine kavuşsunlar; yeter ki kan akmasın, analar ağlamasın ve barış egemen olsun! Bunu mu istiyorlar?   

Bakalım “İç Güvenlik Paketinin” akıbeti ne olacak? HDP, “iç güvenlik paketinde bazı değişikliklerin yapılacak ve parti olarak itiraz ettikleri haliyle paket çıkmayacak” diyor; KCK, Samimiyet ve uygulama sırası AKP ’ye gelmiştir. Bunun ilk göstergesi İç Güvenlik Paketi’nin geri çekilmesi olacaktır. İç Güvenlik Paketinde ısrar, sürecin ruhuna uygun olmayan bir tutumdur.” Artık Ak Parti’nin PKK’dan mı, yoksa milletten yana mı olacağı, önümüzdeki günlerde daha da netleşecektir. 
  
Son olarak söyleyeceğim odur ki, suçlu ne hükümet ne de muhalefettir. Suçlu ve lanetli kimdir diye soracak olursanız; onları rehber edinen milletin ta kendisidir! 

Her yazımın sonunda fikirlerimin kanıtı olarak ayet zikrederdim ama iblis Öcalan, sözü geçen ve tek bir açıklaması dahi milleti düstura getiren öyle bir konumdaki, Allah’ın sözünü takacak ne hükümet ne muhalefet ne de millet olmadığından “Ayetlerimi onlara açıklamayın” hükmüne binaen, İslam’ın miladını doldurduğunu açıklayarak kendini tanrı ilan eden Öcalan’ın sözü daha etkili olacaktır.

Yukarıda Tanrı olsaydı, beni yine yanlış yola sevk edecekti. Allah da Kürtler için değildir, Kürtleri şaşırtıyor. Kürtlerin Allah’ı da onları yanlış yola sevk ediyor. Bunun için ben kendi kendimin tanrısıyım.” Sanat ve Edebiyatta Kürt Aydınlanması isimli kitabının 153. Sayfası

Lise dönemlerinde büyük felsefik bunalımı yaşadım. Tanrı ile savaş verdim, bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum.”  Özgür Yaşamla Diyaloglar isimli kitabının 257. sayfası

Hiç yorum yok: